top of page

ÇEKTE KARŞILIKSIZDIR İŞLEMİ YAPILMASINA SEBEBİYET VERME – KARŞILIKSIZ ÇEK SUÇU- KARŞILIKSIZ ÇEK-

  • Yazarın fotoğrafı: Selin Ece Öztürkmen
    Selin Ece Öztürkmen
  • 3 Oca
  • 5 dakikada okunur
Karşılıksız Çek Suçu

Suçun Hukuki Niteliği ve Korunan Değer

Karşılıksız çek düzenleme suçu, doktrinde "şekli suçlar" kategorisinde değerlendirilmekle birlikte, özü itibarıyla alacaklının tatminini sağlamayı amaçlayan bir "tazyik" aracıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 4. Protokolü, "yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilmemesinden dolayı kimsenin özgürlüğünden alıkonulamayacağını" (borç için hapis yasağı) hükme bağlamıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay, çekin sadece bir sözleşme aracı değil, kamusal güveni haiz bir ödeme aracı olduğu, dolayısıyla bu güveni suiistimal etmenin hürriyeti bağlayıcı ceza ile yaptırım altına alınmasının anayasaya aykırı olmadığı sonucuna varmıştır.


Suçun Tanımı

Çek kanunu suçun oluştuğu anın çekin imzalandığı an değil, bankaya ibraz edildiği ve karşılığının bulunmadığının tespit edildiği an olduğunu söylemektedir. Dolayısıyla fail, çeki düzenlerken hesabında para bulundurmak zorunda değildir; önemli olan ibraz anında karşılığın hazır edilmesidir. Bu durum, suçun "hareketi" ile "neticesi" arasına zaman aralığı giren bir yapı arz ettiğini gösterir.


 Suçun Maddi Unsurları ve Şekil Şartları

Bir fiilin karşılıksız çek suçunu oluşturabilmesi için, öncelikle ortada hukuken geçerli bir çekin bulunması ve bu çekin yasada öngörülen katı şekil şartlarına uygun olarak muhatap bankaya sunulması gerekmektedir.


Türk Ticaret Kanunu uyarınca bir senedin çek sayılabilmesi için "çek" kelimesini, kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi emrini, muhatabın (banka) ticaret unvanını, ödeme yerini, düzenleme tarihini ve yerini ve düzenleyenin imzasını içermesi zorunludur. Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği, senedi adi havale hükmüne düşürür ve ceza hukuku anlamında suçun maddi konusu ortadan kalkar.   

Uygulamada sıkça karşılaşılan "beyaz çek" (açık çek) düzenlenmesi durumunda, çekin tedavüle çıkarılırken doldurulması hukuken geçerli kabul edilir. Ancak ibraz anında tüm unsurların tamamlanmış olması şarttır.


Kanuni İbraz Süreleri ve Usulü

Suçun oluşması için çekin, üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre hesaplanan kanuni süreler içinde bankaya ibraz edilmesi şarttır. TTK m. 796 uyarınca bu süreler coğrafi konuma göre belirlenir:

  • 10 Günlük Süre: Çek, düzenlendiği yerde ödenecekse (keşide yeri ile muhatap banka şubesi aynı il sınırları içindeyse).

  • 1 Ay Süre: Çek, düzenlendiği yerden başka bir yerde ödenecekse (farklı il, ancak aynı kıta veya belirli coğrafi yakınlık).

  • 3 Ay Süre: Çek, düzenlendiği yerden farklı bir kıtada ödenecekse (Örneğin İstanbul'da düzenlenip Londra'da ödenecek çekler için; ancak İstanbul ve Ankara arası 1 aydır).


Bu süreler hak düşürücü niteliktedir. Sürenin son günü tatile rastlarsa, süre takip eden ilk iş gününe uzar. Süre geçirildikten sonra yapılan ibrazlarda, banka "karşılıksızdır" işlemi yapsa dahi, ceza hukuku anlamında suç oluşmaz.


Türkiye'de çekin vadeli ödeme aracı olarak kullanılması nedeniyle, "ileri tarihli çek"  keşide edilmesi yaygındır. Çek Kanunu'nun Geçici 3. maddesi ile, çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce bankaya ibrazı geçersiz sayılmıştır.

2024 yılı itibarıyla yapılan son yasal düzenlemelerle, bu ibraz yasağı 31 Aralık 2025 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu tarihe kadar, üzerinde yazılı tarihten önce bankaya götürülen çekler için bankalarca hiçbir işlem (ödeme veya karşılıksız şerhi) yapılmayacaktır. Dolayısıyla, vadesi gelmemiş bir çekin erken ibrazı nedeniyle suç oluşması hukuken mümkün değildir.


"Karşılıksızdır" İşlemi ve Bankanın Sorumluluğu

Suçun tamamlanması için bankanın çekin arkasına "karşılıksızdır" şerhini düşmesi, ibraz tarihini yazması ve yetkili imzalarla onaylaması gerekir. Eğer hesapta kısmi karşılık varsa, banka bu miktarı ödemek ve kalanı için karşılıksız işlemi yapmak zorundadır. Ayrıca karşılıksızdır işlemi yapılan çekler için ilgili bankanın çek hamiline ödemesi gereken bir sorumluluk bedeli bulunmaktadır. Bu bedel her sene için değişiklik göstermektedir. Güncel bilgi için bankadan bilgi alınmalıdır.


Bazı durumlarda bankalar, hamilin talebine rağmen "imza uyuşmazlığı", "çekin zayi olduğu iddiası" veya "ihtiyati tedbir kararı" gibi gerekçelerle karşılıksız işlemi yapmaktan kaçınabilmektedir. Çek Kanunu m. 7/4 uyarınca, karşılıksızdır işlemi yapması gerekirken bu işlemi yapmayan banka görevlileri hakkında şikayet üzerine 1 yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Yargıtay uygulamalarında, imza uyuşmazlığının çıplak gözle açıkça tespit edilemediği durumlarda, bankanın imza incelemesi yapma yetkisi olmadığı ve karşılıksız işlemini yapmak zorunda olduğu kabul edilmektedir.


Kim Kimi Şikayet Edebilir?

Fail: Karşılıksız çek suçunun faili, çek hesabı sahibidir. Ancak modern ticari hayatta çeklerin büyük çoğunluğu tüzel kişiler (şirketler) adına düzenlenmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı (hapis veya adli para cezası) uygulanamaz. Bu nedenle Çek Kanunu, sorumluluğu gerçek kişilere yüklemiştir.


  • Gerçek Kişi Tacir: Hesap sahibi bizzat sorumludur.

  • Tüzel Kişiler (Şirketler): Tüzel kişi adına çek düzenlenmesi durumunda, mali işleri yürütmekle görevlendirilen yönetim organı üyesi, böyle bir belirleme yoksa yönetim organını oluşturan tüm gerçek fail sayılır.


Temsilci/Vekil: Şirket yetkilisi olmadığı halde vekaleten çek imzalayan kişiler hakkında da, eğer hesapta karşılık bulundurma yükümlülüğü kendilerine devredilmemişse, sorumluluğun belirlenmesi karmaşık hukuki süreçleri gerektirir. Ancak kural olarak, karşılığı bulundurmakla yükümlü olan yani şirketin mali yönetimini elinde tutan kişi cezalandırılır.


Şikayetçi: Cirantaların Durumu

Suçun mağduru ve dolayısıyla şikayet hakkı sahibi, kural olarak çeki elinde bulunduran "yetkili hamil"dir. Ancak çekin ciro silsilesiyle el değiştirmesi durumunda, şikayet hakkının kime ait olduğu uzun süre tartışma konusu olmuştur.


Şikayet hakkı çeki tahsil amacıyla bankaya ibraz eden hamil ile 'karşılıksızdır' işlemi yapıldıktan sonra çek bedelini ödeyerek çeki elinde bulunduran ve aynı zamanda karşılıksızdır işlemi yapılmadan önceki dönemde geçerli ve meşru ciranta olan kişiye aittir.


Bu karar, ticari hayatta zincirleme sorumluluk ilkesinin ceza hukukuna yansımasıdır. Çeki ödeyen cirantanın şikayet hakkını kullanabilmesi için, çeki ne zaman teslim aldığını ve meşru hamil olduğunu ispatlaması gerekir. Şikayet hakkı, çeki bankaya hiç ibraz etmemiş ve ciro silsilesinde yer almayan üçüncü kişilere devredilemez.


Soruşturma ve Kovuşturma Usulü

Karşılıksız çek düzenleme suçu, Cumhuriyet Savcılığı tarafından kendiliğinden soruşturulan bir suç değildir. Soruşturma ve kovuşturma, hak sahibinin şikayetine bağlıdır.


  • 3 Aylık Süre: Şikayet hakkı, karşılıksız işleminin yapıldığının öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay içinde kullanılmalıdır.

  • 1 Yıllık Süre: Her halükarda, fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle şikayet hakkı düşer.


Bu süreler "hak düşürücü süre" niteliğinde olup, hakim tarafından re'sen dikkate alınır. Sürenin başlangıcı genellikle bankadan alınan karşılıksız şerhli çekin hamile iade edildiği tarih, yani “karşılıksızdır” işlemi yapılan tarihtir.


Cezai Yaptırımlar

Mahkeme, her bir çek yaprağı için sanığı 1500 güne kadar adli para cezasına çarptırır. Ancak Kanun, verilecek cezanın miktarında özel bir alt sınır belirlemiştir:

"Hükmedilecek adli para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz."

Bu düzenleme, "nispi adli para cezası" olarak adlandırılır. Yani, çek bedeli 1.000.000 TL ise, mahkeme gün sayısını nasıl belirlerse belirlesin, hesaplanacak nihai para cezası 1.000.000 TL'nin altında olamaz. Bu, failin suçtan elde ettiği menfaatin devlet tarafından ceza olarak talep edilmesi anlamına gelir.


Çek Kanunu'nun en can alıcı noktası infaz rejimidir. Normal adli para cezalarında, ceza ödenmediğinde kamuya yararlı bir işte çalışma seçeneği sunulurken, çek suçunda bu seçenek yasaklanmıştır.

Çek Kanunu m. 5/11 uyarınca; adli para cezası ödenmediği takdirde, bu ceza doğrudan hapis cezasına çevrilir.

  • Dönüşüm Hesabı: 1 Gün Hapis = 100 TL (veya ceza verildiği tarihteki güncel oran). Ancak toplam hapis cezası 3 yılı (birden fazla çek varsa 5 yılı) geçemez.

  • İnfazın Niteliği: Bu hapis cezası, teknik olarak bir "disiplin hapsi" veya "tazyik hapsi" niteliğindedir. Bu nedenle, genel af çıkmadıkça veya borç ödenmedikçe infaz edilir.

  • Ertelenemezlik: Bu suçtan verilen cezalar hakkında ön ödeme, uzlaşma veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) hükümleri uygulanmaz. 


Çek Hesabı Açma Yasağı

Mahkeme, mahkumiyet kararıyla birlikte (hatta yargılama sırasında koruma tedbiri olarak) sanık hakkında "çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" kararı verir. Bu yasak, UYAP sistemi üzerinden Bankalar Birliği Risk Merkezi'ne bildirilir ve tüm bankalara duyurulur.


  • Kapsam: Yasaklı kişi yeni çek karnesi alamaz, mevcut çeklerini bankaya iade etmek zorundadır.

  • Süre: Yasak, cezanın infazından itibaren 3 yıl, her halükarda yasak kararından itibaren 10 yıl devam eder.

 

Cezayı Ortadan Kaldıran Haller

Kanun koyucu, alacaklının alacağına kavuşmasını ceza vermekten daha üstün tuttuğu için, "etkin pişmanlık" mekanizmasını çok geniş tutmuştur. Borcun ödenmesi, sürecin her aşamasında sanığı kurtarır.


.1. Ödeme Zamanı ve Sonuçları

  1. Soruşturma Aşamasında: Karşılıksız kalan miktar, faiz ve masraflar ödenirse dava açılmaz.

  2. Kovuşturma (Yargılama) Aşamasında: Mahkeme karar verinceye kadar ödeme yapılırsa dava düşer.

3. Hüküm Kesinleştikten Sonra: Karar kesinleşip infaz aşamasına geçildikten sonra (hatta sanık cezaevindeyken) ödeme yapılırsa, hüküm bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar ve sanık tahliye edilir.


Etkin pişmanlıktan yararlanmak için sadece çek bedelini ödemek yetmez. Kanun, "çekin üzerinde yazılı düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizini" de talep eder.

Sonuç olarak, çekin bir ödeme aracı olarak itibarını korumak adına kurgulanan bu sistem, borçlu üzerinde ciddi bir baskı oluştururken, alacaklıya da karmaşık bir usul takibi yüklemektedir.


Av. Samet Sayın

İzmir avukat, İzmir Ceza Avukatı, İzmir Boşanma Avukatı, İzmir İş Hukuk avukatı, izmir vergi ceza avukatı, İzmir Ağır ceza avukatı, değer kaybı hesaplama, icra takibi, boşanma avukatı, maddi tazminat, manevi tazminat, kaçak elektrik cezasına itiraz, 

bottom of page